RUSYA
Rusya Federasyonu ABD yuzolcumunun yaklasik iki kati kadardir ve
batida Urallar uzerinden Moskovaya ve engin Sibirya ovalarina,
doguda Okotsk Denizine kadar uzanir. Rusya; buyuleyici yapilari,
genis caddeleri, muzeleri, votkasi, havyari, Rus porseleni ve
matruskasiyla dunu ve bugunu birarada yasayan bir ulke.
Rusya’nin baskenti olan
Moskova , ulkenin en buyuk sehri ve ayni zamanda tarihi kulturel ve
ticari bakimdan da dunyanin en onemli sehirleri arasinda on
siralarda yer almaktadir. Bu konumunu kendisine ozgu mimari tarzi,
tarihi dokusu, renkli yasamina borcludur. Ayrica Moskova’da
geleneksel Rus mimarisi ile bati yasam tarzinin uyumu gorulmektedir.
Görülecek yerler
Truva hazinesinin
sergilendigi Puskin Muzesi, Tretyakov Galerisi, Kremlin Sarayi, ve
onunde yer alan unlu Kizil Meydan gorulmeye deger yerlerin basinda
geliyor. Yine buradaki Lenin Mozolesi ve St. Basil Kilisesi.
Yakinlarindaki Bolsoy Tiyatrosu, Yeni Kizlar Manastirindaki Nazim
Hikmet'in mezari, Moskovayi kusbakisi seyreden Lenin tepeleri,
Ostankino Kulesi, Tverskaya Caddesi, Arbat Sokagi, izmailov
Pazari mutlaka ziyaret edilmeli.
-
Bolsoy Tiyatrosu
-
Pushkin Sanat Muzesi
-
Tretyakov Galerisi
-
Pokrovsky Sobor (St. Basi Katedrali) / Kizil Meydan
-
Gorky Park
-
Oruzheynaya Palata (Armory Sarayi) / Kremlin.
-
Moskova Sanat Tiyatrosu
-
Almazny (Elmas Fonu) / Kremlin
-
Novodevichy Manastiri
-
Kolokolnya ivan Veliky (Buyuk ivan Can kulesi) / Kremlin
-
Ryabushinsky Mansion
-
Bely
Dom (Beyaz Saray)
12. yüzyılda küçücük bir kasaba olan Moskova bugün 850 yıllık
tarihiyle birlikte Avrupa'nın en büyük şehirlerinden biridir.
Başkent oluşu 15. yy Çar 3.Ivan dönemine rast gelir. Dönemin en ünlü
yapıtları Kremlin Sarayı, Novodevichy, Donskoy, Danilovsky, Simonov,
Novospassky, Andronnikov bu devirde inşa edilmiştir.
18. yüzyılda I. Peter'in hükümdarlığı sırasında, Moskova şehri bilim
ve sanatta büyük ilerlemeler kaydetmiştir. 1755'te Moskova
üniversitesi açılmış ve 1703 te ilk gazete olan Vedomosti
çıkartılmıştır.
19. yy' da Moskova, ekonominin, hükümet ve politikanın merkezi
haline geliyor. Hatta ünlü Napolyon bile Moskova için şöyle demiştir
: ''Eğer Kiev'i alırsam Rusya'nın ayaklarını fethetmiş olurum, eğer
St. Peterburg'u alırsam Rusya'yı başından fethetmiş olurum ama eğer
Moskova'yı alırsam Rusya'yı kalbinden fethetmiş olurum.''
Rusya'nın tarihini anlatmaya sayfalar yetmiyor aslında fakat birkaç
ana başlık vermek gerekirse; Rusya'da yaşanan gelişmeleri 4 ana
başlık altında toplayabiliriz. Birincisi 1500-1800 yılları arasında
Rus Çarı Ivan'ın döneminde Ruslar'ın Karadeniz de dahil olmak üzere
Kafkaslar ve Hazar bölgesinde hakimiyet sağlamak üzere izledikleri
politika ve siyasi gelişmeler.
1800-1917 yılları arasında ortaya çıkan Slavizm görüşü.
Bu görüş Balkanlar'da yaşayan tüm Slovak'ları aynı çatı altında
toplamayı ön görüyordu.
1917-1991 yılları arasında Kapitalizme karşı öne sürülmüş bir
alternatif olarak ortaya çıkan Komünist dönem söz konusudur. Rusya,
bu dönemde büyük dünya hakimiyetini bir ideolojinin, yani komünizmin
bayrağı altında sürdürme çabasına girmiştir.
Dördüncü aşama ise 1980'li yılların ortalarında başlıyor. Yeniden
yapılanma, açıklık politikası ve ardından SSCB'nin dağılması ve
yerini bugünkü Rusya'ya bırakması. 2001 yılı itibariyle Rusya 47
yaşında, Almanca bilen, Doğu Almanya'da KGB adına çalışmış, genç
başbakanıyla yeni bir portre çiziyor. Putin Rusya'ya ve Rus halkına
onurunu geri veren kişi olarak algılanıyor. Birinci önceliği,
demokrasi ve pazar ekonomisi değil; yolsuzluklarla ve mafyayla
savaşmak. Yeni bir hukuk düzeni kurmak.
Geçmişin tüm yorgunluğunu taşıyan Moskova'da aslında bize ait olan
Troya hazinesinin sergilendiği Puşkin Müzesi, en az onun kadar
önemli Tretyakov Galerisi Rusya'da iktidarın sembolü Kremlin Sarayı,
hemen önünde yer alan
ünlü Kızıl Meydan görülmeye değer yerlerin başında geliyor.. Yine
buradaki Lenin Mozolesi ve lezzetli bir pasta görünümündeki St.
Basili Kilisesi.
Yakınlarındaki Bolşoy Tiyatrosu, Yeni Kızlar Manastırı'ndaki Nazım
Hikmet'in mezarı, Moskova'yı kuşbakışı seyreden Lenin tepeleri,
ondan çok daha yükseğe çıkan Ostankino Kulesi, Tverskaya
Caddesi, turistlerin en çok rağbet ettiği yerlerden biri olan
Arbat Sokağı, kat edilen uzaklığa değen ızmailov Pazarı
mutlaka ziyaret edilmeli.
MOSKOVA
Kızıl
Meydan: Rusça'da kızıl, hem kırmızı, hem de güzel demek. Yaklaşık 500
metre uzunluğundaki meydan, sosyalizm döneminde dini törenlerin
yasaklanması üzerine sadece resmi geçit törenleri için kullanılmış.
Meydanda bulunan GUM Rusya'nın en büyük alışveriş merkezi ve batılı şık
dükkanlara da evsahipliği yapıyor. Aziz Vasili Katedrali ise Korkunç
İvan tarafından Kazan ve Astrahan hanlıklarına karşı kazanılan
zaferlerin anısına 1554-60 arasında yaptırılmış. Tarih Müzesi ile 1936
yılında yıkılan ancak aslına sadık kalınarak yeniden yapılan Kazan
Katedrali de meydanı süslüyor. Lenin'in Mozolesi ise meydanda hálá büyük
kalabalıklar çeken bir eser.
Kremlin:
Rus devlet başkanlarının mekanı ve yönetim merkezi olduğu için bir kısmı
halka kapalı ama Devlet Silahhanesi, Patrik Sarayı ve Katedral
Meydanı'ndaki kiliseler ziyarete açık. Çarlık döneminde vaftiz, taç ve
cenaze törenleri bu kiliselerde yapılmış. 200 ton ağırlığındaki dünyanın
en büyük çanı da Kremlin'de bulunuyor. Meryem Ana'nın Göğe Çıkışı
Katedrali 14. yüzyıldan beri Moskova'nın en önemli kilisesi olarak kabul
ediliyor.
Puşkin
Müzesi: Her dönem ve kültürden eser var. Asurlar'dan tutun Mısır'a,
Roma'dan Flaman okulu ressamlarına kadar. Bence en ilginci Truva
Hazinesi. Hikaye hazin aslında. Kaliforniya'da 'Altına Hücum' döneminde
zengin olan Heinrich Schliemann, sultanın izniyle kazılara daha doğrusu
katliama başlıyor. Bulduklarını da ağır basan milliyetçilik duygularıyla
Almanya'ya veriyor. II. Dünya Savaşı'nda da Ruslar memleketlerine
götürüyorlar hazineyi. Hatırlayacağınız gibi geçtiğimiz yıllarda Almanya
ve Rusya arasında diplomatik krize sebep oldu müzedekiler. Anlayacağınız
dükkan sahibi biziz, yavuz hırsızlar da birbirine girmiş paylaşamamakta
hazineyi. Moskova'da vaktiniz varsa Borodino Panaroma Müzesi ile
Tretyakov Galerisi'ni de gezmenizi tavsiye ederim.
Bolşoy:
Dünyanın en eski ve en ünlü bale topluluğu. İlk açılışı da 1780'lerde.
Yanan bina yerine yenisini 1825'te yapmışlar. Altı kademeden oluşan 2500
seyirci kapasiteli bir oditoryuma sahip. Sayısı 120'yi aşan localardan
biri Çarlık locası. Sahne arkasında 700'ün üzerinde personel görev
yapmakta. Bir gösteri muhakkak seyredin. Ruslara özel, turistlereyse
farklı fiyat var.
ST PETERSBURG
Buyuk Petro tarafindan kurulan ve Dunyanin en guzzel sehirleri
arasinda yer alan St. Petersburg Rusyaya 200 yil baskentlik
yapmistir. Neva nehri kiyisindaki bu muhtesem sehir, saraylari,
katedral ve kiliseleri ile olaganustu bir goruntu sergilemektedir.
Sayisi 100u gecen ada ve onlari birbirine baglayan 336 kopruden
olusan sehrin Beyaz Gecelerinin olaganustu manzarasi gorulmeye
degerdir. Kis aylari St. Peterrsburgda konser ve kulturel
etkinliklerin yogunlastigi bir donemdir.
Görülecek Yerler
HERMITAGE MUZESI
Dunyanin en buyuk sanat muzesi. Katerinanin kis sarayi olarak insa
ettirdigi binalar kompleksinde gunumuzde dunyanin en goz alici
koleksiyonlari sergilenmektedir.
ST PETERSBURG TURU
Sehrin kalbi olarak anilan unlu Nevski Caddesi, devasa Isaac
Katedrali, Amirallik Binasi, Sanatcilar Meydani, devrimin simgesi
Aurora Gemisi ve 70kmlik unlu Neva Nehri gibi sehrin simgesi haline
gelmis yerlere panoramik gezi.
PUSKIN (CAR KASABASI)
18.yyda Katerina tarafindan insa ettirilen ve Car kasabasi olarak
anilan park, saray ve binalar kompleksi 600 hektarlik alani kaplar.
Sair Puskinin egitim gordugu okul da sarayin hemen yaninda yer alir.
PETERGOF (YAZLIK SARAY)
Petronun planlarini kendi cizdigi yazlik saray, bina ve bahceleri
ile Rus Sanat ve mimarisinin doruk noktasi sayiliyor. 150 anitsal
cesme ve 4 selalenin bahcesini susledigi saray 1714 yilinda insa
edilmis.
PETER ve PAUL KALESI
1703 yilinda Petro tarafindan insa edilen yapi, Neva nehri uzerinde,
kale, katedral, Romanov hanedanlarinin mezarlari, Dostoyevski,
Trocki ve Aleksandrin kaldigi unlu kale zindanlari dikkat ceker.
http://www.cafetur.com/moskova_rehberi.aspx
ST.PETERSBURG
Hermitage Müzesi: Rusya'nın en büyük sanat müzesi ve dünyanın da sayılı
müzelerinden biri. Üç milyonun üzerinde esere sahip. Beş binadan
oluşuyor. Kışlık Saray olarak geçen bölümünü kaçırmayın. Çariçe
Katerina'nın 1764 ve 74 yılları arasında Batı Avrupa'nın en iyi
koleksiyonlarını almasıyla ilk temeller atılmış. Bana göre en güzel eser
Orta Sibirya'da bir tümülüste bulunan dünyanın en eski halısı. 183x200
cm. boyutundaki bu Türk halısı yaklaşık 2500 yıllık ve adı da Pazirik.
Buzulların altında kaldığı için orijinal haliyle korunabilmiş. Giriş 300
ruble ama Russanız sadece 15! Rus sanatçılara özellikle Ayvazovski'ye
meraklıysanız Rus müzesini de ziyaret edebilirsiniz.
Peter ve
Paul Kalesi: Şehrin tarihi merkezi olan bu kale Hz. İsa'nın en önemli
iki havarisinin adını taşımakta. İnşa edildiği 27 Mayıs 1703, şehrin de
doğumgünü olmuş. Kalenin içinde bu iki azize adanmış bir katedralle,
Büyük Petro'nun ilk gemisinin birebir modeli de var.
Aziz
Isaac Meydanı: Petro ile aynı günde doğmuş olan azize adanmış meydanın
en önemli yapısı aynı adı taşıyan katedral. Kırk yılda yapılan binada
her biri 114 ton ağırlığında 48 sütun, sırf kubbesi için 100 kg. altın
kullanılmış. Tam bir mimarlık şaheseri. Şu anda belediye binası olan
Mariinskiy sarayı, meşhur Astoria Hoteli, Donanma binası ve Büyük Petro
anıtı da meydanı süsleyenler arasında.
Sıçramış
Kanlar Kilisesi: İsmi Çar II. Alexander'ın burada suikaste uğramasından
kaynaklanıyor. 25 yılda bitirilen binanın dış cephesinde yaklaşık 7 bin
mülik mozaik kullanılmış. Öylesine cıvıl cıvıl ki beş kubbesiyle beraber
bir pasta evi hatırlatıyor.

St. Petersburgh hatırası..
|